Favori : 
Uye Degilsiniz
|
Bu Sayfayı
Tam Okuyamıyorsanız Ayrı Pencerede Açmak için TIKLAYINIZ
|
| Konu: |
Müslüman Bilim Önderleri |
| Yazar: |
Yakup Dağlı |
| Yazar Mail: |
y.dagli@gonuldengonule.com
|
| Konu No: |
21 |
| Bu konu 25119 kez
okunmuştur... |
| |
İnsanoğlu dünya üzerinde varolalı beri muhitinde cereyan eden doğa olaylarını, kısaca çevresini tetkik etmeye ve araştırmaya başlamıştır. Bunu çoğu kez sadece merakını gidermek için, bazı durumlarda ise hayatını kolaylaştırmak ve kazancını çoğaltmak için yapmıştır.Böylelikle bilimlerin ortaya çıkış süreci başlamış oldu. En eski çağlardan zamanımıza kadar asırlar boyu her ırktan, her dilden ve her dinden insanların katkısıyla bilim bu denli gelişip ilerleyebildi. Bu açıdan diyebiliriz ki bilim insanlığın ortak mirasıdır.
Bilimin ilerlemesinde ve gelişmesinde müslümanlar çok önemli rol üstlenmiştir. Özellikle 8. asırdan 16. asra kadar İslam coğrafyası içinde matematik, tıp, fizik, kimya ve astronomi gibi bilim dallarında araştırmalar yapılmış ve günümüze ışık tutacak büyük ilerlemeler kaydedilmiştir. Meselâ o asırlarda Avrupa ortaçağ karanlıklarını yaşarken müslümanlar Avrupa'lıların iddia ettiğinin aksine dünyanın güneşin etrafında döndüğünü biliyorlardı. Diğer taraftan, ilk defa, matematikte çok büyük önem taşıyan sıfır kavramanı ilk icat eden yine müslümanlardır.
İslam dünyasında bilimin altın devri
6. yüzyılda Arap yarım adasında İslamiyet'in yayılmaya başlamasıyla birlikte halk bilime ilgi göstermeye başladı. Zira "ilim, Çin'de de olsa öğrenin”, “ilim taleb etmek her müslümana farzdır”, “alimlerin mürekkebi şehitlerin kanından daha değerlidir.” mealindeki gibi ayet ve hadislerin teşvikiyle müslümanlar ilime büyük önem vermeye başladılar.Bu anlayışa göre hareket eden müslümanlar, ilmi araştırmalara başlamış ve Halife Me'mun, büyük bir kütüphane ve araştırma merkezi niteliğinde olan Beytü'l Hikmet'i kurmuş ve aynı zamanda Vahy'in dili olan Arapça, ilim dili olma hüviyetini de kazanmıştır. Diğer taraftan bu devirde önemli bir gelişme de eski Yunan biliminin Arapça'ya tercüme edilmesiydi.
Aslında bu sahaya duyulan alâka, Beytü'l Hikmet'in kuruluşundan çok daha önce başlamıştı. Daha ikinci Abbasi halifesi el-Mansur zamanında, Galen ve Hipokrat'ın eserleri Arapça'ya çevrilmiş bulunuyordu. 809'da halife Harun er-Reşit, İslâm Alemindeki ilk hastaneyi yaptırmış ve kısa süre sonra, hastane olmayan hiç bir önemli şehir kalmamıştı. Müslüman bilim adamları eski Yunan filozoflarının eserlerini tercüme etmekle kalmamış bu filozofların yanlışlarını düzeltmişler ve üzerine kendi deneyimleriyle elde ettikleri bilgileri eklemişlerdir.
Müslüman ilim adamları, Aristo'ya uyarak Matematik ve Mantığa baş köşede yer vermişler ve önce Haccac bin Yusuf, İbni Matar, İshak bin Huneyn ve Sabit bin Kurra gibi mütercimler yoluyla Öklid'in “Elementleri”ni, yine Öklid'e atfedilen Optik, Müzik, Ahlak, Mantık ve Ölçüler'le ilgili daha başka kitapları elde etmişlerdir.
Bunlardan başka, Hint kaynaklı bazı eserlerin de tercümesiyle, müslümanlar elinde matematiğin altın çağı başlamış ve başlangıçta Astronomi ve Müziği de yanına alarak gelişimini sürdürmüştür. Matematik ilmindeki ilk büyük merhale, o zamana kadar 1'den 9'a kadar bilinen rakamlar “0”(sıfırın)’ın eklenmesi ve basamak değerin bulunup, yalnızca her türden hesabın kolaylaştırılmasıyla kalınmayarak, Cebir'in de gelişmesine imkan sağlanmakla katedilmiştir. El-Harizmi, hem Yunan, hem de Hint kaynaklarını kullanmış ve Cebir üzerinde ilk eser kabul edilen Kitabü'l-Cebr ve'l-Mukabele'sini kaleme almıştır.
Geometri’ye alaka, Öklid'in Elementleri'nin tercümesiyle başlamıştır. İslam Alemi, Geometri’ye Cebir'den daha fazla sarılmış ve bu sahadaki çalışmalar hem mimari, hem de süsleme sanatlarına tesir etmiştir.Öyle ki, İbni Haldun, mantıklı düşüncenin gelişmesi için Geometri öğrenmeyi tavsiye etmektedir.
9. asrın belki de en büyük hekimi Ebu Bekir Muhammed bin Zekeriya er-Razi idi. Razi 184 kitap yazmıştır. Bunlardan 56'sı Tıp'la ilgilidir. Razi, o güne kadar Tıp sahasında kabul edilen her doğruyu süzgeçten geçirmiş ve daha çok kendi gözlemlerine dayanmıştır. Bu büyük hekim, çiçek ve kızamık hastalıkları konusunda da önemli bir eser vermiş olup, bu iki hastalığın semptomlarını ilk defa ayırt edebilme şerefini kazanmıştır.
altın çağda, burada adını anamadığımız bir çok bilim adamı yetişmiş ve yine o devre göre çok değerli eserler vermişlerdir. Burada o müslüman bilim önderlerinden bazılarını zikretmek istiyoruz:
İbn-i Sina (980-1037) İslam Filozofu ve Tıp Bilgini
İbn-i Sina (980-1037). Aristotelesçi felsefe anlayışını İslam düşüncesine göre yorumlayarak, yaymaya çalışmış, görgücü-usçu bir yöntemin gelişmesine katkıda bulunmuştur. Buhara yakınlarında Hormisen'de doğdu, 21 Haziran 1037'de Hemedan'da öldü. Gerçek adı Ebu'l-Ali el-Hüseyin b. Abdullah İbn Sina'dir. Babası, Belh'ten göçerek Buhara'ya yerleşmiş, Samanoğulları hükümdarlarından II. Nuh döneminde sarayla ilişki kurmuş, yüksek görevler almış olan Abdullah adlı birisidir. İbn Sina, önce babasından, sonra çağın önde gelen bilginlerinden Natilî ve İsmail Zahid'den mantık, matematik, gökbilim öğrenimi gördü. Bir süre tıpla ilgilendi, özellikle, hastalıkların ortaya çıkış ve yayılış nedenlerini araştırdı, sağılımla uğraştı. Bu alandaki başarısı nedeniyle, II. Nuh'un özel hekimi olarak görevlendirildi, onu sağlığa kavuşturunca, dönemin önde gelen tıp bilginlerinden biri olarak önem kazandı. İbn Sina'nin felsefeye karşı ilgisi deney bilimleriyle başlamış, Aristoteles ve Yeni-Platoncu görüşleri incelemekle gelişmiştir. İslam ve Yunan filozoflarının görüşlerini yorumlayan ve eleştiren İbn Sina'nın ele aldığı sorunlar genellikle, Aristoteles ve Farabi'nin düşünceleriyle bağımlıdır. Bunlar da, bilgi, mantık, evren (fizik), ruhbilim, metafizik, ahlak, tanrıbilim ve bilimlerin sınıflandırılmasıdır.
İbn Sina, gerek Doğu gerekse Batı filozoflarını etkiledi. Gazali, özellikle, ruh anlayışında ondan etkilendi. İbn Sina'nın deneyci yanı, Gazali'yi kuşkuculuğa götürdü. Yapıtları 12.yy'da Latince'ye çevrildi, ünü yayıldı. Tanrıbilimci filozof Albertus Magnus, tin ve us ile güçleri konusunda İbn Sina'dan yararlandı.Batı'da daha çok “Avicenna” ismiyle ün salmıştır. Kitabü's-Şifa adlı eseri 700 yıl boyunca Avrupa Tıp Akademileri’nde okutulmuştur.
Başlıca Yapıtları: El-Kanun fi't-Tıb, (ö.s), 1593, ("Hekimlik Yasası"); Kitabü'l-Necat, (ö.s), 1593, ("Kurtuluş Kitabı"); Risale fi-İlmü'l-Ahlak, (ö.s), 1880, ("Ahlak Konusunda Kitapçık"); İşarat ve'l-Tembihat, (ö.s), 1892, ("Belirtiler ve Uyarılar"); Kitabü'ş-Şifa, (ö.s), 1927, ("Sağlık Kitabı").
Ebu Reyhan El-Birûni 973-1048
Al Biruni (Abu'l-Rayhan Muhammed ibn Ahmad Al- Biruni) 973 yılında şimdi Khiva olarak bilinen şehirde, Özbekistan'da doğdu. İlk öğrenimini Yunanlı bir bilginden aldı.
Tanınmış ve seçkin bir aileden gelen Harezm'li matematikçi ve gökbilimci biri tarafından evlat edinilen el-Biruni, ilk çalışmalarını bu alimin yanında yaptı. İlk eseri Asar-ül Bakiye'dir.
Klasik eserleri Takvim bilim (Kronoloji), gelenekler ve Hint Astrolojisi üzerinedir. Khiva şehri antik Yunanlılar ve Romalılar tarafından Chorasmia adıyla bilinmekteydi ve - Pers İmparatorluğunda, Khwarizm'in güney ve güney batısında yaşayan Sogdian Magi topluluğun ana vatanıydı. Hindistan'a olan yakınlık yüzyıllar boyunca bu bölgenin Hint kültürü ve biliminden etkilenmesine neden olmuştur. Al Biruni'nin en bilinen yapıtı “The Book of Instructions in the Elements of Astrology”dir. (Tafhim, 1029 yılı) Bu kitap 1934'te Ramsay Wright tarafından İngilizce'ye çevrildi.
Al Biruni matematikte, bilimde, astronomi ve astrolojide son derece yüksek bir kültürel topluluktan gelmekte. Bir çok eserinde halkların kültürleri ve onları çevreleyen bilimlerden söz eder. Hint nümerik sistemini incelemiş ve enlem/boylamın en
kesin biçimde nasıl hesaplanabileceğini göstermiştir. İbni Sina'nın (Avicenna) çağdaşıdır.
Çok sayıda İslam vakanüvisleri el-Biruni'de, bilimsel araştırmacılıkta hakiki İslam ruhunun temsilcisini görürler. Matematikçi olarak yetiştirilmiş
olan El Biruni, daha sonraları kimya, gökbilim, tarih,
coğrafya ve eczacılık alanlarına atılmış ve ortaçağ İslam bilgisinde, par excellence, yetke olduğunu kanıtlamıştır. Arapça, Farsça, Sanskritçe ve Yunanca'ya hakimiyeti, kadim uygarlıkların hazinelerine erişmesini sağlamış ve bunların hakikatlerini kavramasına vesile olmuştur.
E. Sachau'nun sözleri üstüne fikir belirtirken, Alman oryantalist F. Krenkow (1872-1953) şöyle yazar : Biruni'yi yeryüzünde yaşamış en büyük
zeka olarak nitelediği ifade edilen Profesör Sachau kadar bir hayranlık içersinde olmasam da, ben de diğerleri gibi, onun son derece müstesna bir insan ve zamanının ötesinde olduğunu, hemen kabul ederim.
Eserleri; Biruni, toplam 180 kadar Eser kaleme aldı. En meşhurları şunlardır: 1. EI-Asâr'il-Bâkiye an'il-Kurûni'I-Hâli- ye: (Boş geçen asırlardan kalan eserler.) 2. EI-Kanûn'ül-Mes'ûdî; En büyük eseridir. Astronomiden coğrafyaya kadar birçok konuda yenilik, keşif ve buluşları içine alır. 3. Kitab'üt-Tahkîk Mâ li'I-Hind: Hind Tarihi, dini, ilmi ve coğrafyası hakkın da geniş bilgi verir. 4. Tahdîd'ü Nihâyeti'l-Emâkin li Tas- hîh-i Mesâfet'il-Mesâkin: Meskenler arasındaki mesafeyi düzeltmek için mekânların sonunu sınırlama. Bu eseriyle Bîrûnî, yepyeni bir ilim dalı olan Jeodezi'nin temelini atmış, ilk harcını koymuştu. 5. Kitabü'I-Cemâhir fî Ma'rifet-i Cevâhir: Cevherlerin bilinmesine dair kitap. 6. Kitabü't-Tefhim fî Evâili Sibaâti't- Tencim: Yıldızlar İlmine Giriş. 7. Kitâbü's-Saydele fî Tip: Eczacılık Kitabı. İlaçların, şifalı otların adlarını altı dildeki karşılıklarıyla yazmıştır.
Kitab fil-Usturlab'da, Biruni, dünyanın çevresini hesaplamak için kendi yöntemini tarif eder. El-kanun el-Mesudi'de, bunun ulaştığı en başarılı ölçümünü verir. Bir kez Curcan'da bir kez de Hindistan'da olmak üzere, iki kez deneye girişmiştir.
El-Biruni'den dünyanın çevresinin ölçümü. (Nasr. s. 129). Kullandığı şöyle: R=(hcos(a))/(1-cos(a)) , h = dağın yüksekliği, R = dünyanın çapı, a= daralma açısı.
Ebu'l-Vefa(940-998)
Matematikçi, Sekant ve Kosekant'ı bul-du.Trigonometri, Tanjant ve Kontenjant üzerinde çalışmalar yaptı, Astronomi konusunda eserler verdi.
Farabi(870-950)
Bir çok konu ile ilgilendi, eserler verdi. Ses ve titreşim olayı ile de ilgilendi.
Cebir b. Hayyan(721-805)
Kimyanın en büyük araştırmacılarından ve atom fikrini ilk kez ortaya atan kişi.
Muhammet İbn Musa al-Harizmi (780-850)
Ülkemiz Yunanistan'da lise 2'de okutulan Cebir kitabında aynen şöyle yazmaktadır: “H lexh Algebra proercetai apo parafqora tou titlou enoV bibliou tou astronomou Muhammed ibn Musa al-khowarizmi pou htan Al-jabir w'almuqadal.” Tercümesi: “Cebir” kelimesi astronom Muhammed ibn Musa al-Harizmi'nin yazdığı “Al-Cebir velmubadala” eserinin ismi degişime ugramış şekliyle telaffuz edilmesinden ileri gelmektedir.” Evet, Harizmi Cebir kitabı yazmıştır. Sıfırı buldu ve bu gün kullandığımız rakamlar sistemini geliştirdi. Tarih ve Coğrafya ile ilgilendi. Harita çizdi ve Nil'in kaynaklarını ilk kez gösteren kişidir. Bunlardan başka astronomi ile de uğraşmıştır.
İbni Heysem(965-1051)
Optik sistemleri geliştirdi.Teles-kopa zemin hazırladı. Küresel ayna, yansıma ve kırılma hesapları yaptı. Astronomi üzerinde incelemeler yaptı.
İdrisi(1100-1166)
Bugünküne çok benzeyen dünya haritasını çizdi.
Sabit bin Kurra(902)
Dünyanın çapını doğru olarak hesapladı. Newton'dan önce diferansiyel hesabını buldu.
Cizreli Ebul-İz (1180 -?)
800 yıl önce robot yapma çalışmaları olmuştur. Hatta robotlarla ilgili bir de kitap yazmıştır. Bu kitabın, mesela 332. sayfasında Selçuklu hükümdarı Mahmud, hizmetçilerin kendisine abdest suyu dökmelerinden rahatsız olduğu için “Ebul-İz”in bu işi yapmak üzere robot adamlar ve robot tavus kuşları yaptığı, sultanın, bu robotların döktüğü su ile abdest aldığı kayıtlıdır.
Klasik dönemde İslâm alemi, Bağdat'ı, Ka-hire'si, Anadolu'su, İran'ı, Kuzey Afrika'sı ve Hind Yarımadası'yla çok canlı, bilim ve düşünce hayatının alabildiğine parlak olduğu bir dünya idi.Canlılığını ve parlaklığını beş asır koruyan bu dünya, modern çağlarda paha biçilmez miraslar sunup gitmiştir.
Kaynaklar:
-http://www.geocities.com/teber33/biruni.html
-http://www.araf.net/dergi/sayi07/hertr962/hertr962.shtml
-Coğrafi Keşiflerin İçyüzü, Abdurrahman Dilipak
-Sızıntı Dergisi, Temmuz 1990
|
|