KONU İÇERİĞİ: << Geri Dön
BÜYÜK RESİM

Favori : Favorilerime Ekle


Bu Sayfayı Tam Okuyamıyorsanız Ayrı Pencerede Açmak için TIKLAYINIZ

Konu: Madde Bağımlılığı Nedir?
Yazar: Adnan Koçancı
Yazar Mail: adnankocanci@yahoo.com - a.kocanci@gonuldengonule.com
Konu No: 23
Bu konu 24551 kez okunmuştur...
 
Bağımlılığa yol açan maddeler; genel olarak ya-şamı sürdürmek için gerekli olmadığı halde keyif verici özellikleri nedeniyle tüketilir. Kullanıcılarda bedensel, ruhsal, davranışsal ve bilişsel değişikliklere yol açarlar.

Bağımlılığın sözcük anlamı; birey ve nesne(si) arasında bireyin seçimiyle başlayan aynilik ve süreklilik özelliği taşıyan boyutlu bir ilişkidir. Bu her ne kadar bireyin özgür iradesi ile başlamış ise de, bireyin özerkliği zaman içerisinde ortadan kalkmaktadır. Bağımlılığın gelişmesiyle birlikte ortadan kalkmaya başlayan özerklik, bireyin daha önce dağarcığında bulunmayan yeni(!) tür tutum ve davranışlar edinmesine yol açar. Dolayısıyla problem bireyle sınırlı olmayıp, onun geldiği aileyi, yaşadığı sosyal çevreyi ve nihayet toplumu belli bir süreç içerisinde mutlak etkileyen bir güce sahiptir.

Madde; Merkezi Sinir Sistemi dediğimiz beyin ve bağlantılı alt sistemleri içeren işlevsel yapı üzerinde sahte bir "iyi oluş" hali oluşturan tıp içi ve tıp dış unsurlardır.

Tıpta belli amaçlar ve belli sınırlılıklar içinde kullanılan kimi ilaçlar, tıp dışı amaçlarla ve önerilmeyen miktarlarda kötüye kullanılmak suretiyle bağımlılık maddesi haline gelmektedir. Aslında tıp dışı olup "ilaç" özelliği taşımayan çoğu bağımlılık maddesi, tıpta kullanılan ilaçların türevsel eş örneğidir. Ancak bir ilacın sentezlenmesindeki güvenilir koşulara ve özelliklere sahip değildirler.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), "uyuşturucu bağımlılığı" yerine "madde bağımlılığı" terimini kullanmaktadır. Madde bağımlılığı denildiğinde; insanın duygu, düşünce ve davranışı üzerinde doğrudan etkili, özgürlüğü olan bir süreç anlaşılmalıdır.

Bağımlılık yapan maddeler
Uyuşturucu maddeler, insan fizyolojisini, duygu, düşünce ve davranışlarını değiştirecek şekilde etkileyen ve çoğu kimyasal muhtevası olan maddelerdir. Esrar, afyon, kokain, eroin, çözücü ve uçucu olan uhu, tiner, benzin vs. (inhalanlar), bağımlılık yapıcı ilaçlar, uyarıcılar, sentetik ilaçlar (amfetaminler), sigara ve tütün, alkollü içecekler genel olarak sıralayabileceğimiz maddelerdir.

Bağımlılık türleri
Dünya Sağlık Örgütü'nce gruplandırılan madde bağımlılığı türleri şunlardır:
Sakinleştirici-yatıştırıcı maddeler: Bu grupta yer alan maddeler, merkezi sinir sistemine depresan olarak etki eder. Heyecansal gerginlik, korku, kaygı gibi durumlarda, gibi durumlarda, hekim tarafından bu sıkıntıları azaltmak üzere verilebilir.

Uyarıcılar: Uzun süre dikkatini odaklaştırabilmek ve uyanık kalabilmek için öğrencilerin özellikle sınav zamanlarında uzun saatler çalışabilmek için başvurdukları ilaçlardır. Bunlar kokain, ecstasy, kafein.

Hallüsinasyon meydana getirenler: Bu gruptaki maddelerin temel özelliği, psikolojik yaşamı alt üst etmeleri, sanrısal bir gezinti ile kişiye özel ve değişik sanrıları yaşatmalarıdır. Bunlar LSD, meskalin gibi maddelerdir.

Esrar (Kannabis): Esrar Hint kenevirinin yaprak, filiz ve çiçek tohumlarından elde edilen bir maddedir. Esrar kullandıktan sonra kişinin refleksleri bozulur. Dikkat gerektirecek işlevleri yapamaz. Uzun süreli kullanımı bronşit ve akciğer kanseri gibi solunum yolları hastalıklarına yol açabilir.

Uçucular (Tiner, benzin, gazolin, bali gibi yapıştırıcılar): Sıvı yapıştırıcıların toluen, petrol türevleri. Bu maddelere bağımlı olanlar genellikle bu maddeleri mesleklerinde kullanmak zorunda olan mobilyacı, boyacı, oto boyacısı, kaloriferci gibi kişiler olduğu anlaşılmaktadır.

Eroin: Afyondan elde edilir. Bir iki kullanımdan sonra süratle bağımlılık gelişir. Doz artırımı, çok hızla öldürücü düzeylere kadar varabilir. Hangi grupta olursa olsun maddelerin aşırı kullanımı düşünsel ve duyusal sorunları bellek bozukluklarını ortaya çıkartır.

Gençlerin madde kullanmaya başlama nedenleri
Merak ettikler için: Gençler, maddenin yaratacağı etkiyi merak ettikleri için yaşıtlarıyla birlikteyken madde alabilirler. Akran ilişkileri böyle kötü bir alışkanlığın başlaması veya önlenmesinde büyük önem taşır. Gençlik çağında bu gruba dahil olmak, gencin psikolojik sağlığı açısından gerekli bir ihtiyaçtır. Ancak aile içinde belirli değerler kazanmış, kendine güveni olan bir genç, kendi kişilik yapısı ve değer ölçülerine uygun olan bir grup seçer. Yeterli psikolojik güçlükte olmayan bir genç ise arkadaşlarının "bir kereden ne çıkar" telkinleriyle madde alabilir.

Kişisel yatkınlık: Madde kullanmaya başlamada kişisel yatkınlığın payı vardır. Alışılmış kurallara karşı baş kaldırabilen, duygusal açıdan dengesiz, çabuk parlayan olgunlaşmamış gençler, çevrelerine uyumda güçlük çekerler. Denemeye ve yeniliğe duydukları merak nedeniyle de madde alabilirler.

Bozuk aile ilişkileri, ayrı anne-baba: Barker ve Adams' ın Colorado Eyaleti' nde bir müessesedeki suçlu çocuklar ve madde bağımlıları üzerinde yaptıkları araştırmalarda bunların ancak 1/3'nün düzenli yani esas anne ve babanın bulunduğu ailelerden geldiğini, 1/4'ünden fazlasının sadece bir ebeveynle yaşadığını ve bu miktara %12 kadar bir ilave ile ortaya çıkacak miktarın da anne ve üvey baba ile yaşadığını tespit etmişlerdir.

Anne baskısı: Dünya Sağlık Teşkilatı raporunda Gibens'in işaret ettiği gibi, babanın iş veya başka sebeplerle çocuktan ayrı kalmasıyla anne hem disiplin hem de şefkat sağlamayı üzerine alır. Ergenlik devresinde annesiyle iyice bütünleşmiş olan çocuk erkeğe özgü davranışlara dönmekte zorluklar yaşar ve bunu her an kanıtlama gereği duyar. Böyle yaparak bağımsızlığını, kuvvetini kanıtladığını sanır.

Sosyopat baba: Böyle babaları karakterize eden aşırı içki, toplum dışı tavırlar, evden sık sık uzaklaşma, evin geçimini sağlayamama, kronik işsizlik gibi özellikler çocuk için kabul edilebilir bir model olamaz.

Ailenin çocuğu yetiştirme tarzı:Ailenin çocuğu yetiştirme tarzı, düşmanlık, duygusal reddedilme yaratmayacak şekilde olmalıdır.

Toplumsal nedenler: Madde bağımlılığına yönelen gençlik konusunda yapılan araştırmalar, gençlerin toplum değerlerine uymayan, yakıp yıkıcı, vurup kırıcı davranışlarının altında hemen daima bir kaygının yattığını ortaya koymuştur. Kaygının nedenlerini araştırırken, psikolojik faktörlerin yanı sıra, memleketin antropolojik, sosyo-kültürel, ekonomik koşullarının genci ne şekilde etkilediğini göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü kaygının ortaya çıkışı gencin bu faktörlerden etkileniş tarzına bağlıdır. Daralmış benlik özellikleriyle yetişen genç, yaşının gereği olarak kendini kanıtlama ve bağımsızlaşma ihti-yacını duyduğunda baskıyla özerkliğin çatışmasını yaşayacaktır. Kendine uygulanan baskıyı ortadan kaldırmaya çalışmak ve otonomi kazanmak genç bir birey için kaygı doğuran bir durumdur. Şöyle ki; genç bir birey, duyduğu sıkıntı ve güvensizliği kendine geçici bir yapay güven sağlayacak bir madde ile yenmeye çalışabilir.

Stres nedeni ile: Pek çok madde bağımlısı, madde kullanmaya başlama nedeni olarak başarısızlık, yenilgiler, hastalık, ölüm, ayrılık, işten atılma, mutsuzluk gibi nedenlere bağlayabilir. Bu etkenlerin ne ölçüde bireyi etkisi altına aldığını bilmek ve tedaviyi yönlendirmek ve tedavi motivasyonunu devamlı kılmaya yardımcı olabilir.

Diğer nedenler: Uygarlık ilerledikçe yayın çeşitleri, sinema gibi telkin araçlarında iyi ve kötü paralel olarak artmaktadır. İyinin tadını alamamış çocuklarda kötü yayın, henüz kişiliği tam oturmamış genç kafalara yanlış bir dünya görüşü vermektedir. Şöyle ki; gençlerde en ilkel düzeydeki iç güdüler kamçılanmakta, zorbaca kuvveti bir hak aracı olarak görmeye alışmakta ve düş ile gerçek arasındaki farkları ayırt edemeyerek gittikçe toplum dışı olmaya sürüklenmektedirler.

Bağımlılık eğilimi gösteren aile yapıları
Bağımlılık özellikleri gös-teren gençlerin büyük çoğunluğu kendilerine tutarlı bir eğitim veremeyen, iletişim kopuklukları için-de birbirlerine seslerini duyuramayan bireylerden oluşan ailelerden gelirler. Bu ailelerin temel özelliklerini şöyle açıklamak mümkündür:

-Anne-babanın ayrı olduğu, boşanma veya ölüm nede-niyle bölünen aileler.

-İçki ve madde kullanan anne-babaların oluşturduğu aileler.

-Anne-baba arasında iletişim kopukluğu veya sürekli çatışmaların yaşandığı aileler.

-Kültürel gelişmesini yapmamış aileler.

-Çocuklarının yetişme ve eğitimine ilgisiz kalan aileler.

- İçkinin zararına inanmayan, çocukların içki içme alışkanlıkları üzerinde durmayan aileler.

-Çocuklarına güven hissi duymayan aileler.

-Çocuklarının duygusal ihtiyaçlarını sevgi ve ilgi göstermek yerine para ve madde ile karşılayan aileler.

-Çocuklarını aşırı koruyarak hiçbir sorumluluk vermeden yetiştiren, hayata hazırlamayan aileler.

Madde bağımlılığı nasıl anlaşılır?
Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullandığını anlamak için:
-Çocuğunuzda sebepsiz bulduğunuz değişiklikleri görmezden gelmeyiniz. Mesela, sık sık ruh hali değişikliği, sinirlilik, buhran, saldırganlık, sözünde durmama, aileden uzaklaşma gibi değişiklikler.

-Aileye, eve, çevreye, okula uyum ve sorumluluk kapsamında çaba gösterip göstermeme.

-Toplumda geçerli olan bütün ortak amaçlara, değerlere ve inançlara güvensiz olup olmama.

-Günlük hayatta karşılaşmış olduğu engelleri aşmak yerine bu engellerden kaçmaya çalışıp çalışma.

-Geleceğe ilişkin beklentilerini ve umutlarını kaybedip kaybetmeme.

-Sağlığıyla ilgili şikayetlerinin gittikçe artması.

-Birden bire çok paraya ihtiyaç duymaya başlaması ve harcamasını, evde meydana gelen para ve paraya çevrilebilir eşyalarla ufaktan başlayıp, artan miktarlarda sıklaşan hırsızlık olayları, dikkatle izlenmelidir.

Bu tür durumlar çocuğun, kötü ortamlara girmesine ve uyuşturucu ile tanışmasına neden olabilir.

Yapılması gerekenler
Madde bağımlılığı ile müca-delede en büyük pay ailelere düş-mektedir. Yasal önlemler ve polisiye tedbirlerle bir yere kadar mücadele mümkündür. Mücadelede esas görev ailelere düşmektedir. Aileler en kötü şartlarda bile çocuklarına ilgi, sevgi ve şefkat göstermekten kaçınmamalıdırlar. Anne ve babalar her zaman çocukları ile doğrudan iletişim kurma yoluna gitmeli, her türlü zorluk ve güçlükte çocuklarının yanında yer alacaklarını hissettirmelidir. Zorlukla, güçlüklerle karşılaşan çocuklar bunu aileleriyle paylaşarak çözebileceklerine inanırlarsa kendilerini huzurlu hisseder, kötü arkadaş ortamlarına kapılmaktan uzak dururlar. Ailenin uyuşturucu maddelere karşı tutumu, çocukların davranışlarını belirlemede büyük önem arz ettiği akıldan çıkarılmamlıdır.

Yukarıda değindiğimiz ve aile temelli çözümlerden başka, özellikle okullardaki gençlerin uyuşturucu piyasasının gözde kesimi olması sebebiyle, okullardaki sosyal çevre ve eğitime daha bir dikkat edilmelidir. Günümüzde okullardaki ahlâki değerlerin televizyon, çevre ve eğitim kalitesiyle olumsuz yönde de et-kilendiği/şekillendiği bir gerçek. Bunun da sebebi, milli ve manevi değerlere göre yetişmemeleri. Öğrencilere an’ane, gelenek ve manevi değerler öğretilmeli ve özellikle okullarda bu değerleri anlatan derslere yer verilmelidir. Yapılan araştırmlar, öğrenci ve gençler arasında uyuşturucunun yayılmasında en büyük etken, sosyal ortamdan çok manevi boşluk olduğunu göstermiştir.

Son olarak anne ve babalar, çocuklarının yanında alkol ve benzeri herhangi bir bağımlılık maddesi kullanmamalıdır.